böbrek

Böbrek ve İdrar Yolu Rahatsızlıkları

Lütfen Takip Edip Paylaşınız
8

Boşaltım sistemi, organik sıvıları yönetmemizi ve vücudun toksinlerini atmamızı sağlar. Böbreklerden ve idrar torbasından oluşur. Kalın bağırsak organik maddelerimizi dışarı attığı halde, bu sistem organizmamızın “kullanılmış sıvılar”ını süzer, depolar ve boşaltır. Biri katıyı ayırırken diğeri sıvı olanı ayırır. Bu rol çok önemlidir, çünkü vücudun suyu kişilerin derin belleklerinin temel vektörüdür.

Su enerji ilkesi, ayrıca atalardan gelen anıya sıkı sıkıya bağlıdır. Bu noktada, insan vücudunun en gizli ve en güçlü etkinliğiyle, “yeraltı suları”nın ve verimliliğinin (doğurganlık) yönetim etkinliği içindeyiz.

Boşaltım sistemi hastalıkları yaşantımızı üzerine kurduğumuz ve bizim “temeller”imizi temsil eden derin inançlarımız konusunda gerilim yaşadığımızı ifade eder. Hayatımızdaki olası değişikliklere karşı korkularımızın ve direnmelerimizin olduğu ve değişmek zorunlulukları yüzünden sarsılmaktan korktuğumuz anlamına gelir. Ölüm, ağır hastalık ya da şiddet korkusu gibi derin, temel korkularımızı da belirtir.
Böbrekler Vücuttaki organik sıvıların ve tuzun yönetim ve süzme sürecinde rol alan iki temel organdır. Günde 1.500 litreden fazla kanı süzerek, toksinleri kandan ayırır, çıkarır ve onları idrara dönüştürür. Onları kandan çıkararak ve ihtiyaçlara bağlı olarak yeniden oluşturarak su ve mineral tuzlarının düzeyini ayarlar. Böylece direnme ve güç toplama yeteneğini kolaylaştırırlar. Bunun “enerji rollerine” nasıl tamamen katıldığını görüyoruz.

Böbrekler vücuttaki idrarı atmak için idrar torbasına dayanırlar. Ayrıca stres ve korkularda ve onların yönetiminde çok önemli bir rol oynarlar. Böbrek üstü bezleri (medüllosürrenaller ve kortikosürrenaller) aracılığıyla gerçekten de, stres ve korkular karşısında davranışımızı belirleyecek hormonları salgılar.

Medüllosürrenaller, kaçma ya da savaşma tepkilerimizi etkileyecek andrenalin ve norandrenalin salgılayacaktır. Kortikosürrenaller ise, tepkimizin “iltihap” düzeyini, yani hücre boyutunda duygusal, tutkusal yoğunluğunu kontrol edecek doğal kortikoidler salgılayacaktır.,
Böbrek hastalıkları korkularımızı ifade ederler. Bunlar derin ve temel (hayat, ölüm, hayatta kalma) ya da değişiklikle ilişkili korkular olabilir. Böbrek sorunları, alışkanlıklar ya da eski düşünce ya da inanç kalıplarını bırakma konusunda güçlük çektiğimiz anlamına gelebilir. Bu değişikliğe direnme, zorlamak demesek de her şey bizi ona itiyor gibi görünmesine rağmen ya korkulardan, bir güvensizlikten ya da harekete geçmeyi reddetmekten, bırakmak istemediğimiz derin inançlar konusunda bir inattan kaynaklanabilir.

Bu eski şemalar üzerinde belirginleşme, böbrekler (taşlar) düzeyinde benzer bir belirginleşme yoluyla kendini göstermeye kadar gidebilir. Bu hastalıklara çoğunlukla gerilimler, hatta bel bölgesinde ağrılar da eşlik eder. Böbrek ağrıları, ölümle burun buruna geldiğimizin, onu çok yakından hissettiğimizin bilincinde olduğumuz şiddetli ve bilinçaltı bir korku (kaza, saldırı vb.) durumunu da ifade eder. Hatta bazı durumlarda, saçların (enerji bakımından böbreklere bağlı olan) birdenbire beyazladığı da olur. Böbrek hastalıkları, hayatımızı dengeye sokmakta ya da dengelemekte, sol böbreğe ait etkinlik, şiddet ve savunma, sağ böbreğe ait edilgenlik, dinleme ve kaçış arasında orta yolu bulmakta güçlük çektiğimizi ifade edebilirler. Bu nedenle, bu böbrek gerilimleri bazen, hayatımızda karar vermekte ve daha sonra karar verdiğimiz şeyin olması için gerekeni yapmakta güçlük çektiğimizi belirtir.

İdrar torbası

Böbrekler tarafından kendisine bırakılan toksinlerle dolu organik sıvıları alır, depolar ve atar. Bu idrar yönetimi göründüğü kadar basit değildir, çünkü eğer idrar torbası görevini yapmazsa, vücut tamamen zehirlenecektir. Sindirim sistemi için kalın bağırsağın yeri neyse, boşaltım sistemi için de idrar torbasının yeri aynıdır. Organik sıvıların ve daha genişletirsek, “eski anıların” enerjisini dışa atma yönetim sürecinin son evresidir.
İdrar torbası hastalıkları

“Kullanılmış sıvıları”mızı, yani artık tatınin etıneyen eski anılarımızı dışa atına güçlüklerimizin işaretidir. Eski inançlar, eski alışkanlıklar, şimdiki duruma uymayan düşünce kalıpları, tıpkı toksinlerin vücut için yaptığı gibi zihnimizi “zehirleyen” sayısız “anılar”dır. İdrar torbası enerjileri düzgün çalıştığında, bu “toksinler” sorunsuz bir şekilde dışarı atılır. Yine de, gerilimler ya da ağrılar bize bunun pek iyi yapılmadığını ifade eder. Bu alışkanlıkları, bu inançları ya da bu düşünce, eylem kalıplarını bırakmaktan ya da değiştirmekten korktuğumuz anlamına gelir.

Tatmin etse de etınese de anılara fazla bağlılık, bundan acı çekme pahasına (çoğunlukla belli bir yarar sağlamamıza rağmen) daha kolay bir iç rahatlığı bazen bizi hayatımızda öylece değişmeden kalmaya, kıpırdayamaz hale gelmeye kadar iter. Bu durumlar, idrar torbası üzerinde gerilimler, sistit ya da diğer iltihaplar aracılığıyla kendini gösterir ve bunlara ek olarak tutumumuz karşısında içimizde bir öfke ya da bir isyan olduğunu ifade ederek bundan söz ederler.

İdrar torbası hastalıkları, geride bırakmayı başaramadığımız “atalarımız” ile ilgili korkularımız olduğu anlamına da gelebilir. Ailelerinden ve özellikle babalarından ya da bazen onların yerini tutan kişilerden (dede, nine, öğretınenler vb.) korkan (haklı ya da haksız yere) erkek çocuklar bunu çoğunlukla idrarını altına kaçırma (yatağa çiş yapma: gece idrar tutamama) yoluyla ifade ederler. Kız çocukları aynı korkuları daha çok, tekrar eden sistitler aracılığıyla ifade etmeye eğilimlidir.

Lütfen Takip Edip Paylaşınız
8

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir