el

İskelet Sistemi, El, Parmak Hastalıkları ve Zihinsel Sebepleri (6)

Lütfen Takip Edip Paylaşınız
8

IMG_0054• El
Nasıl ayak ile bacak ilişkisi varsa  el de kolun “temel” parçasıdır.
Nihai gerçekleşmesi mümkün olmayacak olan her eylem ona
dayanır. Eylemlerin bitişlerini ve ayrıntılarını olduğu gibi ger­
çekleştigi son aşamayı da gösterir. Ayrıca “el” sözcüğü “belirme,
ortaya çıkma”* sözcükleriyle aynı kökten gelir. El böyle bir konuda,
kavramdan gerçeğe, fikirden uygulamaya geçişi temsil
eder, aynı zamanda “konuşmaya”, iletişim kurmaya yarar. Bu
sadece dilsizler için geçerli degildir, ama birçok kültür için de böyledir. El hareketleri çoğunlukla sözlerden daha güçlü ve etkilidir. Birçok inceleme, onun sözsüz iletişimdeki önemini kanıtlamıştır. Bu tür iletişim, hayatımızda öğrendiğimiz ve denediğimiz ilk iletişimdir.

Gerçekten, anne ve çocuk arasındaki ilişki, karşılıklı alışveriş, tanıma ve sevgi işaretleri, dokunarak ve el aracılığıyla yapılır. O halde bir aktarım ve iletişim vektörüdür. Vermeyi ve almayı saglar. Dokunabilir ve hissedebilir ve hatta
gözün yerini bile tutabilir. Demek ki aynı zamanda bir algılama vektörüdür. Enerjiler ellerle algılanabilir ya da aktarılabilir.

Ellerin dokunuşu dinseldir, tedavi edicidir ve rahatlatıcıdır. Avuç içi ve parmakların her biri, enerjilerimizi yayar ve alır. Parmakların her birinde ayrıca bir akupunktur meridyeni başlar ya da biter. Meridyen, taşıdıgı enerji türüyle, bağlı olduğu parmağın rolünü belirler. Daha sonra bunu her parmak için inceleyeceğiz.
Fakat eylemin son dayanağı olarak el, iktidar vektörü ve güç sembolüdür. Birçok kültürde kraliyet gücünü, hatta kutsal (Tanrı’nın elinde olmak) gücü temsil eder. El kavramayı, tutmayı, sıkmayı, kapatmayı sağlar. Hem el sıkma tarzı çok anlamlıdır, çünkü kişiler selamladıkları kişiyle olan ilişkiyi düşünürler. Güç isteğini
başkasına bırakmak isteyen kişiler el ele verirler.

Kola karşılık gelen sembolik ya da sembolik olmayan rollerin çoğu, bu durumdael açısından yeniden karşımızı çıkar. ikisi arasındaki Fark, kol aktarırken elin son aşamada harekete geçmesinde yatar. Kolun tamamını
sembolik olarak bir ok ile karşılaştırabiliriz. Kol onun sapı olduğu halde el onun ucudur. Okun hareketi sapıyla (kol) aktarılır, ama hedefe saplanmasını sağlayan okun ucu (el)’dur.
El rahatsızlıkları
Dış dünyada gerçekleşen eylem ilişkimizden söz eder. Eldeki gerilimler, ağrılar, acılar dış dünyayla ilişkimizin, hakimiyet, güç, sahip olma ya da açgözlülük ilişkisi olduğu anlamına gelir. Yönetme isteğiyle ya da korkusuyla olsun, olayları ya da kişileri fazlasıyla yönetmek, baskı altına almak, onlar üzerinde hakimiyet kurmak isteriz. Kapalı, tutan el, olayların kendi kontrolündençıkacağından korkan ya da kendini savunan, saldıran ve
vurmak isteyen (yumruk) eldir.
Bununla birlikte, arada sırada hastalarımın bazılarına da açıkladığım gibi, hayat ve hayatta olup biten her şey, bir avuç kumla simgeleştirilebilir. Eğer ona sahip olmak, onu korumak istersek, elimizi açık tutmamız gerekir, çünkü kumu tutmak, saklamak için elimizi kaparsak, o zaman bütün küçük aralıklardan ka­ çıp gidecektir. Karşı koyan, öç alınmasını isteyen ya da tehdit eden el her zaman kapalı olduğu halde, barışçı ya da kabul eden
el her zaman açıktır. Eller ve bilekler çok sıkı ilişki içindedir ve onların, dünyadan, istekten, dünya üzerinde hakimiyet kurmaktan, sahip olma ya da güçlü olmaktan vazgeçme zorluğu anlamı­ na gelen acıları çoğunlukla ortaktır.

Kırk yaşlarındaki bu kadın romatizmanın özel bir şekli olan ilerleyici süreğen poliartrit adı verilen bir romatizmaya yakalanmış­tı. Bu cömert ve tutkulu kadının dünyayla ilişkisi, çok gelişmiş bilinçaltı bir güçten kaynaklanmaktadır. Hayat ve insanlarla sü­rekli mücadele halinde, etrafında var olan bütün her şeyi farkı­
na varmaksızın istediği gibi yönetir. Doğal cömertliği bunu kolaylaştırmış ve çevresindekilerin, her birinin kendi tarzınca, onun bu kişilik tutumuna uymalarını sağlamıştır. Kendine, dış görünüm ve adale bakımından güçlü, ama eylem ve istekle iliş­ kisi açısından zayıf bir eş seçmiştir. Mademki eşi “bunu yapamı­
yor” diye düşünerek, bu durumda kendini harekete geçmeye, yapmaya, yönetmeye ve onun adına gönüllü olmaya “zorunlu” görür. Bununla birlikte, içsel olarak tamamıyla yaşayamadığı bu
güç ilişkisi, kendisini önce iki bileğinde sonra da iki elinde bu özel romatizmayı başlatmaya itmiştir. Bu romatizmanın özel olduğunu söylüyorum, çünkü her şeyden önce ilerleyicidir; durdurulamaz (onun üzerinde bir gücümüz yok). Böyledir, çünkü “bağışıklık sistemi” adı verilen, başka bir deyişle, kendi hücrelerinden
bazılarını artık tanımadığı ve “düşman” hücreler olarak algıladığı için organizmanın kendi kendini yok ettiği bir hastalıktır. X’in organizması kendi bileğinin ve ellerinin hücrelerini
neden düşman olarak görmüştür? Onların güce yönelik yanlış kullanımları, bu kadına, hayatı, dengesi, mutluluğu ve Hayat Yolunun gerçekleşmesi açısından zararlı davranışlara izin verdiği anlamda, onları vücudun zararlı parçaları haline getirmez mi? Bu kullanım Kişisel Menkıbenin gerçekleşmesine zarar verecek midir?

• Parmaklar
Ellerin “ince” uçlarını temsil eder. Onların “ayrıntıları”dır ve o halde eylemlerimizin bitişleri, hareketlerimizin ya da harekete geçme tarzlarımızın ayrıntılarıdır. Her biri, ilgili parmakta sona eren ya da başlayan enerji meridyeni sayesinde çözülen özel bir ayrıntıyı, bir durumu ya da özel bir evreyi gösterir. Eylemin son dış unsuru olduğundan, kişiye kendisini kolaylıkla geri besleme, tepki aracı olarak kullanmasına izin verir. Parmakların her biri ve uçlarındaki enerji noktalan sayesinde, orada bulunan olası gerilimleri uyarabilir ya da bilinçsizce ama etkili bir şekilde dışa atabiliriz. Bu nedenle bize rastlantısal ya da anlamsız gibi görünen birçok günlük küçük “başarısız” eylemlerin aynı zamanda ayrıcalıklı yer ve araçlarıdır. Fakat aslında elin şu ya da bu parmağını hiçbir zaman tesadüfen kesmeyiz, yakmayız, ezmeyiz ya da burkmayız. Her defasında bir ifade ve/veya bir gerilimi dışa atma arayışının “hafif” ama net bir süreci söz konusudur. Bu süreç işleyebilir, çünkü her bir parmağın ucunda bulunan enerji noktası burada da bir “kaynak noktası” ya da “ilkbahar noktası”dır. Enerjinin potansiyel yeniden doguş noktası olduğu için, onun sayesinde yeni bir dinamik ortaya çıkabilir ya da onun aracılığıyla eskisi
“kaynağına yeniden dönebilir” ve kutup değiştirebilir.
Parmak rahatsızlıkları 
Burada sadece parmakların her birinin ve orada ortaya çıkacak ağrıların genel anlamını vereceğim. Bunun arkasında yatan bütün dinamiği daha ayrıntılı anlamak için, bu kitapta ilgili parmağa gelen ve genel dinamigini kapsayan belirli enerji meridyenini ilgilendiren bölüme bakmak yeterli olacaktır. Eger gerilim sag elin parmaklarının birinde ortaya çıkarsa Yin (anneyle ilgili) simgesiyle; sol elin parmaklarının birinde olursa Yang (babayla ilgili) simgesiyle ilişkili olacaktır.

Başparmak
Başparmak, akciğer meridyeninin son bulduğu parmaktır. Dış dünyaya karşı koruma, savunma ve tepkisellik parmağıdır. Dünyanın bütün ülkelerinde çocuklar başparmaklarını kaldırarak “izin istiyorum” ya da “Artık oynamıyorum” dediklerinde, ya da kendilerini “güvende” hissetmeye ihtiyaç duydukları zaman
başparmaklarını emmeye başladıklarında bunu çok iyi bilirler. Günümüzde ise çocukların artık bu parmağı değil de ço­ğunlukla ortaparmağı ve yüzükparmağını emiyor olması, başka yollarının olmayışı ve derin güvenlik ihtiyacı içinde oldukları­ nın çok anlamlı göstergesidir. Ortaparmak ve yüzükparmağı, savunma yoluyla değil de birlik yoluyla güvenlik arayışını temsil ettiği halde, başparmak dış güvenlik ihtiyacını, korumayı temsil eder. Bu, iç’Ve dış (kendisi ve aile) birlik ihtiyacı, dış dünya üzerinde bir güç, eylem arayışına bağlıdır. Başparmak, ayrıca, üzüntü ya da yenilgiyi temsil eden parmak da olabilir. Her durumda, travmalar (yaralar, kopmalar, burkulmalar, yanıklar vb.) ya da başparmak patolojileri (romatizmalar, artrozlar vb.), hayali ya da gerçek dünyanın bir şiddetine karşı bu korunma, savunma ihtiyacı kavramlarıyla ya da bir yenilgi veya üzüntü yaşantısıyla ilişki içindedir.
İşaret parmağı
Kalınbağırsak meridyeninin başladığı, olaylan boşaltma, hatta onları dışa atma anlamında koruma parmağıdır. Bu onu, istek, otorite, suçlama, hatta tehdit parmağı olmaya iter. Emir verir, yönetir ve tehditkar yönü gösterir. Burada ortaya çıkan gerilimler ve acılar, içinde tutmamak anlamında bir şeyi dışa atma ihtiyacıyla bağlantılıdır. “Kabul edilemez” olarak hissedilen bu şey elenmesi gerektiğinden, sözcüğün en geniş anlamıyla muhtemelen “elenmeye” (tehdit) varıncaya kadar sürdürülebilir. Şu halde sadece, çoğunlukla bize uygun gelmeyen bir yaşantıyı dışa
atmak söz konusudur. lşaretparmağı ağrıları, bununla birlikte, aşırılığı nedeniyle dışa atılmaya ihtiyaç duyan emir ve otoriteye aşırı bir eğilimi de ifade edebilir.
Ortaparmak
Perikard meridyeninin son bulduğu parmaktır. iç yapılanmanın, olayların ve aynı zamanda cinselliğin (başkaları üzerinde “güç”ün zevk vermesi) içsel yönetim parmağıdır. O halde, dünyadaki yaşantımızın ve eylemimizin tatminini temsil eder. Burada ortaya çıkan gerginlikler, hayatımızdaki olup biten olayların oluş biçiminden ya da onları yönlendirme biçimimizden duydu­ğumuz tatminsizlikten söz eder.
Yüzük parmağı
Üçlü Isıtıcı meridyeninin başladığı parmaktır. Olayların birleşmesinin, onların içimizdeki bağlantısının ve sindirilmesinin parmağıdır. Biçimi ne olursa olsun evlilik ya da birleşme yüzü­ ğünü taşır. Bu parmaktaki travma ya da rahatsızlıklar, olayları “birleştirmekte”, içimizde ya da kendi çevremizde bir bütün haline getirmekte güçlük çektiğimizden söz eder. Kendimizin ve bir anlam vermek amacıyla hayatımızın bütün bölümleri arasında
bir uyum oluşturmakta ne kadar çok güçlükle karşılaşabildi­ğimizi ifade eder.

Serçe parmak
iki meridyenin yan yana gittiği tek parmaktır. Bunlar, Kalp (orada biten) ve lncebağırsak (orada başlayan) meridyenidir. incelik ve gelişmişlik, aynı zamanda duygusallık, yüzeysellik, görünüş, hatta kendini beğenmişlik parmağıdır. Örneğin bir çay içmek istendiğinde, kibar bir şekilde ve harekete zarafet katmak için kaldırılan parmak, bu serçeparmagıdır. Bu parmakta hissedilen gerilimler, ya duygusal boyutta bir gerginligi ya da bir yü­zeysellik ya da öznellik egilimini dışavurmak ihtiyacını belirtir. Oynamak istedigimiz role kendimizi fazlasıyla kaptırdıgımız ve
dogal olana kendimizi yeterince katmadıgımız anlamına gelir.

 

Lütfen Takip Edip Paylaşınız
8

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir